ANASAYFA

 

     BİYOGRAFİ


    FOTOĞRAF ARŞİVİ


    YAZILARI


    ÝLETÝŢÝM

NURETTÝN ESER

   
YAZILAR


 

 
                                              KÝTAPTAN ALINTILAR
 
 
...................
Oradan çĂ˝kĂ˝p Anafartalar Karakolu’nun oradaki iki büyük kahveye daha girdim. Elimde sekiz tane gazete kalmýÞ olarak, Milli Piyango bayisi olan mavi giĂženin köĂžesine dikildim. Üç yol aĂ°zĂ˝ olan bu yerin kaldĂ˝rĂ˝mlarĂ˝ndan bir sürü adam geçiyor. Hep de kelli felli kimseler olduĂ°undan, “YazĂ˝yor! Cinayeti yazĂ˝yor!” diye baĂ°Ă˝rmam nazarĂ˝ dikkatlerini çektiĂ°inden gayri ihtiyari alĂ˝yorlar.
Ýki saate yakĂ˝n bir zamanda, akĂžamĂ˝n kuru ayazĂ˝ baĂžlamadan elli gazeteyi satmýÞ olmamĂ˝n sevinci ile eve geldim ama babamĂ˝n hastanede olmasĂ˝ içimi yakĂ˝yor. ÇalýÞarak kazandýðým ilk günümün kârĂ˝nĂ˝ anneme, sanki büyük bir adam olmuĂžum gibi verince sevinç ýÞýltĂ˝larĂ˝yla gözlerimin içine bakarak, “OĂ°lum sen de olmasaydĂ˝n biz ne yapardĂ˝k? Evimiz de sĂ˝cacĂ˝k oturuyoruz. Þimdi de ekmek parasĂ˝ kazanĂ˝p getirdin. Demek ki aç kalmayĂ˝z da ev sahibi yine kapĂ˝ya gelip tembihte bulundu. Bu aybaÞý üç aylýðý vermemizi söyledi. Vermezseniz polis yoluyla attĂ˝rĂ˝rĂ˝m sizi dedi. Biz bu kýÞta kĂ˝yamette nerelere gideriz?” dedi.
Ýçime bir de ev sahibinin derdi çöreklendi. AnamĂ˝n önüme koyduĂ°u un köftesi yemeĂ°inden biraz yedim ve hemen kalkĂ˝p dükkana gittim ki, babamĂ˝n yerine yardĂ˝mcĂ˝ olayĂ˝m. Dükkana yanaĂžtýðýmda, camda bir kaĂ°Ă˝da ‘SatĂ˝lĂ˝k dükkan’ diye yazĂ˝p yapýÞtĂ˝rmýÞ Ahmet abi. Ýçeride ise her günkü gibi esnaflar içiyorlar. Beni görmeleriyle üzüntülerini belli eden sözler söyleyip, “YakĂ˝nda baban iyi olur, merak edilecek bir Ăžeyi yokmuĂž, Ahmet amcan söyledi bize” diyerek beni teselli edici sözler söyleyip yeniden kendi muhabbetlerine daldĂ˝lar.
BabamĂ˝n olmadýðý bu dükkan bana bir noktada anlamsĂ˝z geldi. Bir de satĂ˝lĂ˝k kaĂ°Ă˝dĂ˝nĂ˝n asĂ˝lmasĂ˝ üzerine içim bir tuhaf olarak bir fĂ˝rsatĂ˝nĂ˝ bulup oradan usulca çĂ˝ktĂ˝m dýÞarĂ˝ya. Vaktin de biraz geç olmasĂ˝ndan, kuru ayaz kulaklarĂ˝mĂ˝ inceden sĂ˝zlatĂ˝yor. Bu yüzden de canĂ˝m istemese de eve geldim.
SabahĂ˝n erken saatinde Turangil camĂ˝n önünde beklerken dün sabahleyin yaptýðýmĂ˝z kavgayĂ˝ hatĂ˝rlayĂ˝p, ya AyĂ˝ Dursun bu gün de gelirse diye geçirdim içimden. Dün onlarĂ˝ kötü yapmýÞtĂ˝k, bunun intikamĂ˝nĂ˝ almaya geleceĂ°ini söylemesi içime bir korkunun girmesine sebep oldu. Cama kafamĂ˝ dayayarak böyle Ăžeyleri düĂžünürken aklĂ˝ma, babamĂ˝n yanĂ˝nda çalýÞýrken, kavga yapanlarĂ˝n polisleri görmesiyle korkudan bĂ˝çaĂ°Ă˝nĂ˝ atanlardan bulduĂ°um bir kamayĂ˝ hatĂ˝rlayĂ˝nca, hemen koyduĂ°um yere gidip baktýðýmda kĂ˝nĂ˝yla aynĂ˝ yerinde duruyordu. Tam da bana göre diye geçirdim içimden. Elimde evirdim çevirdim, konuĂžmalardan duyduĂ°um kullanma ve tutma usullerini sofada denedim. Gelecekleri varsa görecekleri de olur diyerek, bĂ˝çaĂ°Ă˝ eski paltomun cebine koydum.
Dünkü kavgada ben olmasaydĂ˝m Turan’Ă˝ da, Anton’u da bir güzel benzetirlerdi. TaĂž ile yaptýðým hücum Dursun’un yanĂ˝ndaki çocuklarĂ˝ yĂ˝ldĂ˝rdĂ˝ da kaçtĂ˝lar. Yoksa beĂž kiĂžilerdi ki Turan ile Anton’u periĂžan ederlerdi.
Çok geçmeden camdan gördüĂ°üm TuranlarĂ˝n yanĂ˝na tenekemi alĂ˝p indim. Yolda giderken Anton’un tenekesinde tĂ˝kĂ˝r tĂ˝kĂ˝r sesler duyunca nedir diye baktĂ˝m. Ýki tane kalĂ˝n sopayĂ˝ görünce, onlarĂ˝n da benim gibi Dursun’un gelmesinden korktuklarĂ˝nĂ˝ anladĂ˝m. Bense bĂ˝çak aldýðýmĂ˝ söylemedim. Yolda Turan, “Bugün Dursunlar mutlaka gelirler. OnlarĂ˝n derdi bizi bu çöplükten kaçĂ˝rmak. Çünkü en iyi kömürü bizim burasĂ˝ veriyor. Bunun kavgalarĂ˝nĂ˝ geçen sene de yaptĂ˝k Çiçi. Dün de gördün, sen olmasaydĂ˝n bizi kötü yaparlardĂ˝. Onun için bu gün çok dikkatli olmamĂ˝z lazĂ˝m. Yine sen taĂžlarla hazĂ˝r bekle, solaklama attýðýnda vuruyorsun. BorularĂ˝n oraya yýðarsĂ˝n taÞý, onlarĂ˝ yanĂ˝mĂ˝za yanaĂžtĂ˝rmayĂ˝z. Biz de sopalarla yanaĂžana vururuz” dedi.
GeldiĂ°imiz yerde borularĂ˝n önüne her günkü gibi ateĂži yakĂ˝p aldýðýmĂ˝z ekmeĂ°i bölüĂžerek yedik. Biraz sonra da Turan ile Anton gittiler tenekeleri getirmeye. Bana da, “Sen kömürleri seçme, hepsini dökelim birlikte yaparĂ˝z” dediler. OnlarĂ˝n böyle demesi canĂ˝ma minnet oldu, aslĂ˝nda sevmiyorum böyle iĂžleri, hele dünkü hĂ˝rsĂ˝zlama kömür iĂži kafama hiç yatmadĂ˝. Ama ne yapayĂ˝m, mecbur onlara uymam gerekiyor. Hele bugünden sonra babam da yok, tamamen evimin yükü benim omuzlarĂ˝ma bindi. Babam yine de ufaktan da olsa, evin ekmeĂ°i ile yemekliĂ°ini temin edecek parayĂ˝ bĂ˝rakĂ˝yordu diye, kendi kendime sĂ˝rtĂ˝m boruya dayalĂ˝ içimden konuĂžuyordum. Nereden geldiĂ°ini fark edemediĂ°im bir aĂ°Ă˝rlĂ˝k birden tepeme bindi ve bana vurmaya baĂžladĂ˝. Bir yandan da, “Hadi arkadaĂžlarĂ˝n seni kurtarsĂ˝n. Atsana dünkü gibi taĂžlarĂ˝” diyerek beni altĂ˝na almýÞ, boĂžluk yerimi buldukça vuran Dursun’u Kürt Ăživesiyle konuĂžmasĂ˝ndan anladĂ˝m. Onun altĂ˝nda iki büklüm olup ekseriyetle yüzümü yumruklardan korumaya çalýÞýyor, bir yandan da elimi paltomun cebindeki bĂ˝çaĂ°Ă˝ çĂ˝karmaya götürüyorum.
Dursun’un arkadaĂžlarĂ˝ da Turangili teneke getirirken avlamýÞlardĂ˝. Meydanda kĂ˝yasĂ˝ya kavga devam ediyor, küfürlerle baĂ°rýÞmalar sabahĂ˝n sessizliĂ°inden ortalýðý telaĂža verdiĂ°ini, Dursun’un altĂ˝nda da olsa fark edebiliyorum. BĂ˝çaĂ°Ă˝ cebimden almaya muvaffak olup kĂ˝nĂ˝nĂ˝ da çĂ˝kardĂ˝ktan sonra elimin yetiĂžebildiĂ°i yer olan bacaĂ°Ă˝na soktum. Birden bide beni bir feryatla bĂ˝rakan Dursun’a öyle sinirlenmiĂžtim ki, onun “beni bĂ˝çakladĂ˝” diyerekten bĂ˝çaĂ°Ă˝ yediĂ°i yere bakmasĂ˝na aldĂ˝rmadan, “Seni anasĂ˝nĂ˝ bilmemne yaptýðýmĂ˝n ayĂ˝sĂ˝” diyerek bir bĂ˝çak da kĂ˝çĂ˝na salladĂ˝m. Korkudan kolunu uzatĂ˝nca bĂ˝çak koluna girdi. BaktĂ˝ ki hiç Ăžakam yok, baĂžladĂ˝ kaçmaya, ben de Turangilin yardĂ˝mĂ˝na gideyim dedim ama, Dursun’un, “kaçĂ˝n lan, beni bĂ˝çakladĂ˝, elinde bĂ˝çak var” diye baĂ°Ă˝rmasĂ˝ üzerine, Turan ile Anton’u dövmeye çalýÞan ikiĂžer kiĂži panikledi ve kaçmaya baĂžladĂ˝lar. Turan ile Anton da arkalarĂ˝ndan küfürlerle taĂž atĂ˝yorlardĂ˝. Yine apartmanlardan bizleri huzursuz olmuĂž vaziyette seyreden apartman sakinleri, “BunlarĂ˝ buraya sokmamak lazĂ˝m. Pis serseriler, her gün her gün olur mu böyle kavgalar? Birbirleri arasĂ˝nda bir çöplüĂ°ü paylaĂžamadĂ˝lar gitti” diyerek komĂžusu ile konuĂžuyorlar. Bir diĂ°eri de, “Polisi aradĂ˝m Ăžekerim, gelsinler, bu yeri serserilerden temizlesinler” diyordu.
Bu konuĂžmalarĂ˝ duymamĂ˝zla hemen tenekeleri alĂ˝p bir alt sokaĂ°Ă˝n kuytu yerine gelip, tenekelerimizi saklayĂ˝p, çöplüĂ°ün orayĂ˝ kollamaya baĂžladĂ˝k ki, dökülen küllerdeki kömürleri birileri gelip toplamasĂ˝n diye. Bir de polisler geldiĂ°inde bizi görmemeleri için pür dikkat etrafĂ˝ kolluyoruz.
Çok geçmeden gerçekten de polisler gelmez mi! ApartmanlarĂ˝n pencerelerinden polislere Ăžikayetlerini bildiren kadĂ˝nlara küfürler ederek, oradan korkarak kaçtĂ˝k. Bir Ăžeye yanĂ˝yorum da, küllerdeki kömürleri toplamadan orayĂ˝ terk ettiĂ°ime yanĂ˝yorum. Ama ne fark ederdi ki, Dursun denen ayĂ˝, bu sefer de kömürleri toplarken üzerime çullanacaktĂ˝, nasĂ˝l da borularĂ˝n üzerinden gelmiĂžti. Hiç de o taraftan geleceĂ°ini düĂžünememiĂžtim.
Korkumuzdan çaresiz oradan ayrĂ˝ldĂ˝k. Bugün kömür arabalarĂ˝na da gitmemeyi kararlaĂžtĂ˝rdĂ˝k. Böyle olunca da, hayal ettiĂ°im yüz elli kuruĂž veya iki liradan olmakla kalmadĂ˝, bir teneke kömürden de olmuĂžtum. Çaresiz evlerimize gittik.
BoĂž geldiĂ°imi gören anneme, olanlarĂ˝ anlatmadan, polislerin oraya gelip bizi kovaladýðýnĂ˝ söyleyince, öylesine üzüldü ki, ben ne bok yiyeceĂ°im Ăžimdi demeye baĂžladĂ˝. Ben de, “YarĂ˝n düzelir anne, bugün için kömürün var, yarĂ˝n da polis gelecek deĂ°il ya” diyerek onu teselliye uĂ°raÞýyordum ki, annem yerinden aceleyle kalkĂ˝p, baĂž örtüsünü düzelttikten sonra, sĂ˝rtĂ˝na yĂ˝llardĂ˝r eskitemediĂ°i mantosunu giyip, beni de yanĂ˝na alarak, evimizin bitiĂžiĂ°inde olup da, kapĂ˝sĂ˝ arka sokakta olan muhtar Makbule teyzenin kapĂ˝sĂ˝nĂ˝ çaldĂ˝.
Bizi soĂ°uk karÞýlayan muhtar teyzenin ne istediĂ°imizi sorduĂ°u annem, “Makbule abla, durumumuz çok kötü, kocamĂ˝ hastaneye yatĂ˝rdĂ˝k, hiçbir yerden en ufak bir gelirimiz yok. Evimizde ekmeĂ°imiz bile yok. Bize yardĂ˝m edecek bir devlet kapĂ˝sĂ˝ yok mu? Bize yardĂ˝mcĂ˝ olsalar, biz de bu vatanĂ˝n insanlarĂ˝yĂ˝z” dedi. Alay edercesine bizi süzen muhtar teyze, “Memleketin her tarafĂ˝nda sizin gibi ipini kopararak gelmiĂž ailelerle dolu. Fakir devlet hangi birisine yardĂ˝m edecek? GeçinemiyorsanĂ˝z gidin köyünüze!” dedi ve kapĂ˝yĂ˝ yüzümüze kapattĂ˝. Oysa kaç yĂ˝llardĂ˝r bitiĂžikte komĂžuyduk. Gerçi bizlerle konuĂžmaya tenezzül etmezdi ama, yine de zararsĂ˝z bir aile olduĂ°umuzu bilirdi.
AnamĂ˝n bir umutla giderek, oradan da aĂžaĂ°Ă˝lanmýÞ bir vaziyette, yüzüne kapanan kapĂ˝, çok zoruna gitti ki, hĂ˝çkĂ˝rarak aĂ°lamaya baĂžladĂ˝. Bense canĂ˝mĂ˝n sĂ˝kĂ˝ntĂ˝sĂ˝ndan, camdan, hafif hafif yaĂ°an karlarĂ˝ seyrediyorum. Kafamdan, ne yaparĂ˝m da aileme yardĂ˝mcĂ˝ olurum diye düĂžünüyorum. Bir yandan da muhtar denen cadĂ˝ kadĂ˝na içerliyorum. Babam da hiç sevmezdi bu pis muhtar karĂ˝yĂ˝, bize, kütüĂ°ümüz yok diye kömür karnesi bile vermemiĂžti, ama kerhaneye veriyormuĂž.
Dükkana gittim, kapalĂ˝ydĂ˝. SatĂ˝lĂ˝k kaĂ°Ă˝dĂ˝nĂ˝n altĂ˝nda, ‘Müracaat yandaki bakkal’ yazĂ˝lĂ˝ kaĂ°Ă˝da baktĂ˝m. Dünkü kaĂ°Ă˝dĂ˝n yerine bunu yazĂ˝p koymuĂž diye düĂžündüm. Oysa dükkanĂ˝n satĂ˝lmasĂ˝ için kimlere söylemediler ki, ama hiç de alĂ˝cĂ˝ çĂ˝kmadĂ˝.
Turan ile Anton’un gelip beni almasĂ˝yla sinemaya gittik. Oradan çĂ˝kĂ˝p, yine sĂ˝cak bir ekmek alĂ˝p yiyerek matbaaya doĂ°ru gidiyoruz. Sabahki kavgada Dursun’u bĂ˝çakladýðýmdan dolayĂ˝ bana karÞý ikisinde de bir deĂ°iĂžme görüyorum. Bir gün evvelki kavgada onlarĂ˝ taĂžla kaçĂ˝rmamdan dolayĂ˝ da beni överek, sanki bir kahramanmýÞým gibi davranmalarĂ˝ beni biraz utandĂ˝rĂ˝yorsa da, içten içe gururumu okĂžuyor.
GeldiĂ°imiz matbaada sĂ˝raya girip beklemeden sonra, gazetelerimizi alĂ˝p, baĂž sayfalarda cinayet yazĂ˝p yazmadýðýna bakĂ˝yoruz ki, en önemli haber cinayet haberi. Ama ne yazĂ˝k ki öyle bir Ăžey göremeyince, biraz üzülerek caddeye çĂ˝kĂ˝p, “YazĂ˝yor! Haberleri yazĂ˝yor!” diye baĂ°Ă˝rarak, caddelerde koĂžarak, dünkü gittiĂ°im yerlerde gazeteleri satmaya uĂ°raÞýyorum. Kar yaðýÞýnĂ˝n da devam etmesi yüzünden, gazetelerimin Ă˝slanmamasĂ˝na dikkat ediyorum.
Elimde on kadar gazete kaldĂ˝, bir türlü alan olmuyor. Milli Piyango giĂžesinin önünden kim geçse, “AkĂžam haberleri!” diye baĂ°Ă˝rmama karÞýn hiç kimse aldĂ˝rmĂ˝yor bile. Oysa dün cinayeti yazĂ˝yor deyince merakla alĂ˝yorlardĂ˝. AyaklarĂ˝m da soĂ°uktan dondu, ya kulaklarĂ˝m, adeta buz kesti. Neyse ki saat gecenin onuna doĂ°ru satmaya muvaffak oldum. BazĂ˝ adamlarĂ˝n acĂ˝dýðýndan aldýðýnĂ˝ fark ediyorum.
Eve geldiĂ°imde annem meraktan çatlamýÞ. Benim gelmemle rahatladĂ˝. Lastik ayakkabĂ˝nĂ˝n içinde buz kesen ayaĂ°Ă˝mĂ˝ çĂ˝karĂ˝p evin içinde yanan maltĂ˝za tutunca, daha beter uyuĂžmaz mĂ˝! Halbuki ben bunu kaç sefer yaptýðým ve de bildiĂ°im halde, yine yaptĂ˝m ve sĂ˝zlattĂ˝m ayaklarĂ˝mĂ˝.
Sabahleyin TuranlarĂ˝n gelip beni almalarĂ˝yla gittik çöplüĂ°ün oraya. Yine aynĂ˝ ateĂži yaktĂ˝k, ekmeĂ°imizi yiyoruz. Sabahleyin erken olduĂ°undan, sobalarĂ˝n küllerinin tenekelerini bu saatlerde kapĂ˝larĂ˝nĂ˝n önlerine koymazlarmýÞ. Ancak saat sekizden sonra konurmuĂž, onun için bekliyor Turan ile Anton. Bense tedirginim. Yine bĂ˝çaĂ°Ă˝m üzerimde, bu sefer kĂ˝nĂ˝nĂ˝ da attĂ˝m. Palto gibi olan, gocuk tipi eski paltomun yan cebinde çĂ˝plak duruyor.
Bir de baktĂ˝m, siyah pala bĂ˝yĂ˝klĂ˝ iki adamĂ˝n yanĂ˝nda, dün Dursun’la birlikte olan oĂ°lanlar bize doĂ°ru geliyorlar. Turan’Ă˝n “Hadi kaçalĂ˝m, bunlar bize geliyor” demesiyle, su borularĂ˝nĂ˝n üzerinden Turan ile Anton fĂ˝rlayĂ˝nca, haliyle ben de peĂžlerinden fĂ˝rladĂ˝m. Onlar biraz uzakta olduklarĂ˝ndan, koĂžturdularsa da bize yetiĂžemezlerdi. YalnĂ˝z, tenekelerimiz orada kalmýÞtĂ˝. ApartmanlarĂ˝n aralarĂ˝ndan dolanĂ˝p çöplüĂ°ü görecek yere geldiĂ°imizde, onlarĂ˝n orada hem de bizim durduĂ°umuz borularĂ˝n orada oturduklarĂ˝nĂ˝ görünce, bir anlam veremedik, ama bizi bekledikleri belliydi. Aaa, bir de baktĂ˝k ki bizim kovaladýðýmĂ˝z oĂ°lanlar, kül tenekelerini döküyorlar. Birbirimize baktĂ˝k. Kocaman adamlarĂ˝n çöplüĂ°e gelip oturarak bizim iĂžimizi elimizden almalarĂ˝, öyle zorumuza gitti ki, bir anda yirmi yaÞýnda olmayĂ˝ çok istedim. Þu çingene suratlĂ˝ adamlara bak, utanmadan da çöplüĂ°ü bekliyorlar diyerek ne yapacaĂ°Ă˝mĂ˝zĂ˝ düĂžünürken, birden evimde kömürüm olmadýðý gibi, soĂ°uktan küçük kĂ˝z kardeĂžimin hastalanacaĂ°Ă˝nĂ˝ hatĂ˝rladĂ˝m, içim kin ve nefretle dolarak.
Madem öyle, biz de onlara bĂ˝rakmayalĂ˝m. KucaklarĂ˝mĂ˝za taÞý dolduralĂ˝m, uzaktan onlarĂ˝ taĂža tutalĂ˝m.
dedim. Anton ile Turan da kabul edince, bir alt sokakta çok olan okkalĂ˝ taĂžlardan kucaklarĂ˝mĂ˝za doldurup, onlara en yakĂ˝n olan apartmanĂ˝n köĂžesinden baĂžladĂ˝k taĂžlarĂ˝ üzerlerine atmaya. ÞaÞýrmak sĂ˝rasĂ˝ onlara gelmiĂž olmalĂ˝ ki, taĂžlardan kendilerini koruyacak yer arĂ˝yorlar. Tabii küfürlerle karýÞýk olduĂ°undan yine mahalleli pencerelere çĂ˝kmýÞ, ateĂž püskürüyorlar.
TaĂžlarĂ˝ atĂ˝yor, üzerimize gelecek gibi olunca, kaçĂ˝yoruz. Yeniden taĂžlarĂ˝ kucaĂ°Ă˝mĂ˝za doldurup bu sefer baĂžka köĂžeden, üzerlerine atĂ˝yoruz. Bize yaramayanĂ˝ biz de onlara yaratmayacaĂ°Ă˝z, kararĂ˝mĂ˝z da kesin. Dün bize gelen polisler bugün de onlara gelmez mi! OnlarĂ˝n polislerden haberleri olmadýðýndan gelen polisler bunlarĂ˝ alĂ˝p götürmezler mi! Ama bizim tenekeleri de ellerine verdiler tabii. Yolda polislere ne anlatĂ˝yorlarsa, ikide birde dönüp saĂ°a sola bakĂ˝yorlar. Biz görünmemeye özen gösteriyoruz. Onlar gözden kaybolunca, Anton, “Teneke önemli deĂ°il. Ben bulurum” dedi ve birlikte Bentderesi’ne inip hurdacĂ˝ olan yere gitti, üç tenekeyle geldi. OnlarĂ˝ bir güzel taĂž ile düzeltip ip yerlerini deldi. Ýplerini de geçirince aynĂ˝ bizim tenekeler gibi oldu.
Turan’Ă˝n, “Kamyonlara ve arabalara saldĂ˝racaĂ°Ă˝z, baĂžka çaremiz yok” demesine ben de içimden, baĂžka hiçbir çaresi yok diye geçirdim. Þu iki üç gündür olan kavgalar, bende inanĂ˝lmaz bir deĂ°iĂžim yaparak, kendime daha bir ayrĂ˝ güven geldi gibi bir Ăžeyler hissetmeye baĂžladĂ˝m. Mücadele etmeden hiç kimsenin kimseye bir Ăžey vermeyeceĂ°ini öĂ°renmenin haricinde yĂ˝lmamayĂ˝ da öĂ°renmiĂž oldum. Baksana, hemen de gitti ve tenekeleri buldu ve eskisi gibi yaptĂ˝. Turan da diyor ki arabalara saldĂ˝racaĂ°Ă˝z. Oysa beni bir an ne yapacaĂ°Ă˝z korkusu sarmýÞtĂ˝. Çünkü evimin bu kömürlere ihtiyacĂ˝ var. Turan da Anton da mücadeleyi bĂ˝rakmĂ˝yorlar. Onlar bĂ˝rakmayĂ˝nca ben neden bĂ˝rakayĂ˝m diye düĂžünüp yeniden bir umuda kapĂ˝ldĂ˝m ve ben de onlar gibi mücadele etmeliyim diye geçirdim içimden. Bu yüzden de kendimde bir yüreklenme hissettim.
Dün yaĂ°an karlarĂ˝n caddelerde erimesinden oluĂžan yerler, çamur ve Ă˝slak. Saatin de arabalarĂ˝n geçme saatine geldiĂ°ini söyleyen Anton ile birlikte geldik Konya sokaĂ°Ă˝nĂ˝n oradaki yerimize. Çöplük yeri arkadaki apartmanlarĂ˝n arkasĂ˝nda kaldýðýndan bizi oradan kimse göremez. Çok geçmeden büyük bir kamyonun gelmekte olduĂ°unu gören Turan pusuya yattĂ˝ ve tam hizasĂ˝na gelince fĂ˝rlayĂ˝p kamyonun arkasĂ˝na çĂ˝ktĂ˝. Onun attýðý kömürleri biz de hemen ellerimizdeki tenekelere toplayarak asfaltta aĂžaĂ°Ă˝ doĂ°ru atĂ˝lan kömürleri topluyoruz. Çünkü bu sefer büyük kamyon olduĂ°u için epey atmýÞtĂ˝. Neredeyse iki teneke dolmak üzereydi. YanĂ˝mĂ˝za gelen Turan, “Böylesi kamyon her zaman geçmez. Onun için çok attĂ˝m. Þimdi bir de elimizde küfe olsa onu da doldururuz, satarak birer teklik pay ederiz” deyince Anton, “Ben halin oradan bulurum” dedi ve fĂ˝rlayĂ˝p gitti. Bu arada Turan geçmekte olan bir kamyonete fĂ˝rladĂ˝. Ondan da yarĂ˝m teneke kadar atmýÞtĂ˝ ki farkĂ˝na varan kamyoncunun durmasĂ˝yla hemen kaçĂ˝p apartmanĂ˝n arkasĂ˝na geçti. Ben de kamyoncu gittikten sonra yerlerden kömürleri topladĂ˝m ve yerimize koydum. Çok geçmeden küfeyi çalĂ˝p getiren Anton, “Ýþte sana küfe” diyerek bir de kabardĂ˝ ki deĂ°me gitsin.
Okuldan beri birbirimizi iyi tanĂ˝dýðýmĂ˝zdan aramĂ˝zda en ufak dahi uyuĂžmazlĂ˝k olmadýðý gibi hepimiz de elimizden gelen fedakârlýðý yapmaktan kaçĂ˝nmĂ˝yoruz. Bana karÞý ikisinin de müsamahalĂ˝ hareket ettiĂ°ini baÞýndan beri fark ediyorum. Çünkü onlar benden evvel bu iĂžleri bildikleri gibi aramĂ˝zda bir iki de yaĂž farkĂ˝ var. Ama beni okulda da severlerdi.
ÖĂ°leye yakĂ˝n küfeyi de doldurunca büyük bir iĂž yapmanĂ˝n kĂ˝vancĂ˝ ile ben bir solukta kendi tenekemi eve götürdüm. Kömür yerine yanmamýÞ kömürü döktüĂ°ümü gören annemin, “OĂ°lum bunlarĂ˝ nereden aldĂ˝n” demesine aldĂ˝rmadan, “Gelince anlatĂ˝rĂ˝m” diyerek bir solukta beni bekledikleri yere gittim. SattýðýmĂ˝z bir küfe kömürün parasĂ˝nĂ˝ da aramĂ˝zda pay edip, onlar evlerine ben de evimize gittim. Tabii anneme “Kömür taÞýdĂ˝m da oradan verdiler” diyerek yalan söyledim, baĂžka türlü onu nasĂ˝l rahatlatacaktĂ˝m.
...............

GENÇLERE DELÝKANLILIÐIN TARÝFÝ-1
 
 ĂžarkĂ˝ya,türküye,konu delikanlĂ˝lĂ˝k
 Nedir ne deĂ°ildir,yok aslĂ˝na vakĂ˝f
 Sohbetlerde hep oluruz tanĂ˝k
 Birçok insanĂ˝n aĂ°zĂ˝nda,sanki sakĂ˝z
 
 ÇoĂ°umuz duyar,görürüz söyleyenleri
 Söylemekle olmuyor,tatbiki gerekli
 Menfaat uĂ°runa,çark etmemeli
 KonuĂžmakla olmaz,bu yürek meselesi
 
 Her kiĂži yüreĂ°inde,olmaz bu duygu
Olan kimsede vardýr miktar sorunu
Kiminde az,kiminde çok,kimi burgu
Delikanlýlýk eskiye dayanan konu
 
Toplum tabanýnda,yaygýn delikanlýlýk
Alt tabakada yetiÞir,akibet karanlýk
Bilinç müsaade etmez,olsun aydĂ˝nlĂ˝k
Þartlarýn zoruyla,yapar kabadayýlýk
 
Kabadayýlýk ayrýlýr,delikanlýlýktan
Mert ve yiðit kalýr,delikanlý insan
Çizgiden çĂ˝kar kaba güce dayanan
KurallarĂ˝ çiĂ°ner,kabadayĂ˝lĂ˝k taslayan
 
Oysa çok yücedir,delikanlĂ˝lĂ˝k duygusu
Kuralý insanlýða dayanýr,olunur soylu
Her býyýðý,boyu olan,taÞýyamaz onuru
KĂ˝ldan ince,kĂ˝lĂ˝çtan keskin yiĂ°it ruhu
 
Biz Türklerde çok yaygĂ˝ndĂ˝r bu konu
KabadayĂ˝ türedi,delikanlĂ˝lĂ˝k bozuldu
Bunu da kanĂ˝tlayan,meĂžhur KöroĂ°lu
Tüfek icat oldu dedi,mertlik bozuldu
 
O devirlerden,bu devire geldi nesli
Bilinçsiz olsa da,devam eder esintisi
Delikanlý insanýn,aranmaz milliyeti
Her yiĂ°itin yüreĂ°inde yanar meĂžalesi
 
Gönül herkes de olsun der delikanlĂ˝lĂ˝k
Ama olmasýna imkan yok,ortamlar cývýk
Milletin gözünü,hĂ˝rs bürümüĂž yazĂ˝k
Sade nefsini düĂžünende,kalĂ˝r mĂ˝ insanlĂ˝k.
 
 
 
                    12-4-1994 Nurettin ESER 

Bu yazdýklarýma,Þiir diyemiyorum
O sebepten ismini,dörtlük koydum
 
Okuyanlar böyle kabul buyursun
Tabii ki hatalar,vardýr affolunsun
 
Yazýlarýmla sizi býktýrmak istemedim
Bu Ăžekil söylemle,izah etmek dileĂ°im
 
KitabĂ˝mda olanlarĂ˝ böyle iĂžledim
AmacĂ˝m içindeki konularĂ˝ bildireyim
 
Tabii ki her konu,herkese cazip gelmez
Böylesi bir yaĂžamĂ˝,yaĂžamayan bilemez
 
AynĂ˝ yaĂžam devam ediyor,bu gerçek
GeçmiĂži bilmekten,kimse zarar görmez
 
DünyanĂ˝n her yerinde tarihler yazĂ˝lĂ˝r
GeçmiĂžten alĂ˝nacak çok dersler vardĂ˝r
 
Tarihini bilmeyen,cahil sayýlýr
Okumayan kiÞi,derslerden mahrum kalýr
 
Ülkemizde okuma alýÞkanlýðý çok az
Geçim derdi okumaya vermiyor fĂ˝rsat
 
Bu da politikadan gelen maraz
HalkĂ˝ aldatan zümreler var utanmaz
 
Böylesi konulara ýÞýk tutacak kitap
Kýrk yýl evvelki yaÞamý yansýtacak
 
Ülke nüfusu,yirmi milyondu ancak
NasĂ˝l yönetiliyorduk,kitap konuĂžacak
 
Politika demek,halka hizmet demek
Halk meclisinde,halkĂ˝ temsil etmek
 
Devlet adamlýðý o olsa gerek
Zira devlet,milletin kurumu demek
 
Maalesef görüyoruz ki,öyle olmuyor
Ekseri politikacĂ˝,nefsini koruyor
 
YandaÞlarýna menfaat saðlýyor
Sesi çĂ˝kmayanlara bir Ăžey vermiyor
Devlet bütündür,sahibi insanlar
Yönetimde olursa,ensesi kalĂ˝nlar
 
Randýman vermez,baÞ kokar
Koku tabana yayýlýr,huzur bozar
 
Nitekim öyle oluyor,ben beni bileli
Ýçinde yaÞýyoruz,çekiyoruz çileyi
 
Esirgeniyor gençlerden öĂ°renimi
Bu yüzden doludur cezaevleri
 
Kimse bunlar yalan diyebilir mi
Gücünü Milletten almayan gitmeli
Cahil oylarla,gecikiyor demokrasi       
 
 
 24-1-1995 Nurettin ESER

TEMÝZ ELLER ÜZERÝNE
Temiz el,kirli el,diye söz ederler
Her nedense,kirli ele yetiĂžemezler
Ancak söyler,yazar,çizerler
Hani nerede,devleti soyan kelekler
 
Ancak ceket çalanĂ˝,atarlar içeriye
Hýrsýzlýk damgasý,iÞlenir siciline
O damgayla çĂ˝kar,toplum içine
Yüzüne bakan olmaz,hĂ˝rsĂ˝zsĂ˝n diye
 
Bu oyunlar,yýllar yýlý oynanýyor
O yüzden hapishaneler dolu oluyor
Devletse bu konulara eĂ°ilmiyor
Ama devleti,pis ellere soyduruyor
 
Devleti soyanlar itibarlĂ˝ zat oluyor
Her nereye gitse,sevgi,saygĂ˝ görüyor
Bundan yüz alĂ˝p,siyasete soyunuyor
O paralar sayesinde vekil yapýlýyor
 
Çok var böyleleri,meclisi dolduruyor
Devleti soyan,milleti yönlendiriyor
Ýstisnalar çok pasif kalĂ˝yor
GerçeĂ°i haykĂ˝rsa da,sesleri duyulmuyor
 
Bu Ăžartlarda temiz el,yönetime gelir mi
Gelse dahi,pis elleri,durdura bilir mi
BalĂ˝k baĂžtan kokmuĂž,sarmýÞ ülkeyi
Harami baÞýna teslim,devletin tepesi
 
Haramzade demek,kelek zade demek
Öylesinden ülkeye,gelmez keramet
OnlarĂ˝n düĂžüncesi,sade menfaat
Menfaatciden gelir ancak nusubet
 
Bu tiplerle bir arada kalabildim
Tiksinerek haykĂ˝rdĂ˝m,çekip gittim
HaykĂ˝rmanĂ˝n cezasĂ˝nĂ˝,acĂ˝ çektim
Sonuçta onlara,böyle tepki verdim
 
Yüzde doksan beĂž halk acĂ˝ çekiyor
Geriye kalanlarsa,Þahane yaÞýyor
Þahane ailelere,sosyete deniyor
Alt tabakada olana,nanik çekiyor
 
Yiyin bay,bayanlar,bu ülke batmaz
Kadercidir halkýmýz,sizi kýskanmaz
UysaldĂ˝r mlletimiz,gĂ˝kĂ˝ çĂ˝kmaz
Yiyin týkýna tepine,bir Þey olmaz.
 
             8-8-1994    Nurettin ESER

DOSTLUK VE PARA
Kalmadý dostluk yok oldu hatýr
Her nereye gitsem konu paradýr
BunlarĂ˝ gördükçe ruhum daralĂ˝r
Bu dert iflahsýz beni batýrýr
Bilirim maddiyat hayat kanýdýr
AÞýrýya kapýlan ruh hastasýdýr
TĂ˝p buna çare bulamamýÞtĂ˝r
Ýhtiyaç fazlasĂ˝ deliye yaraÞýr
DünyanĂ˝n malĂ˝ dünyada kalĂ˝r
Toplumda aranan,sevgi hatýr
Kazancýnla yetin helalýndýr
Harama kaçarsan,seni batĂ˝rĂ˝r
 
28.08.1998 Nurettin ESER

 

                                                         

    


Nurettin Eser Š Her hakký saklýdýr                                                                                                         

Webmaster: Taner Canbek - www.tanercanbek.com